Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 10 December 2018

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Yepyeni çok uluslu bir ekosistem yeşeriyor: Şilikon Vadisi

Yepyeni çok uluslu bir ekosistem yeşeriyor: Şilikon Vadisi

Konu girişimcilik olunca akla gelen ilk yer Silikon Vadisi oluyor. Her gün yeni bir teknolojinin filizlendiği, her köşe başında dünyayı değiştirme potansiyeline sahip bir girişimin bulunduğu yer… ABD’nin dünyanın teknolojik ve ekonomik merkezi olmasının da Silikon Vadisi’nin bugünkü konumunda büyük rolü var. Yoksa tam tersi mi?

Akla ilk gelen yer olsa da tek değil. Günümüzde Silikon Vadisi’nin irili ufaklı alternatifleri ortaya çıkmaya başladı. Kuzey Amerika’da Kanada, Avrupa’da Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve Rusya, Orta Doğu’da İsrail, Latin Amerika’da Brezilya ve Asya’da Kore, Çin ve Hindistan olgunluğa ulaşmış ekosistemleriyle dikkat çekiyor. Türkiye gibi ekosistemler ise büyük potansiyellerine ulaşabilmek için önce bazı sorunların üstesinden gelmek zorundalar. İşte bu yolda bizde kılavuz olabilecek bir ülke var: Şili ve üzerine titreyerek inşa ettiği çok uluslu ekosistemi Şilikon Vadisi.

Şilikon Vadisi?

Şili’nin girişimcilik ekosistemini dikkat çekici kılan bir kelime oyunundan fazlası. Sanat, eğitim ve teknoloji alanında kıtanın çalışkanı Brezilya’nın gölgesinde kalan Şili, aynı durumu girişimcilik ekosistemi için de yaşıyor. Fakat bu değişmek üzere. Şilililer birçok konuda Brezilyalı dostlarına imreniyor olabilir (buna futbol da dahil) ama artık Şili’nin de bir kozu var: Start-Up Chile.

Bir şey ne kadar büyükse, ileriye götürülmesi için de o kadar fazla efor sarfedilmesini gerektirir, öyle değil mi? Bir de geçmişte yapılan hatalar, kültürel kalıplaşmalar işin içine girince, halihazırda büyümüş olan bir ekosistemin önünde büyümek için yalnızca bir yön kalır. Örneğin, dünyanın en iyi ekosistemi Silikon Vadisi’nde bile kadın-erkek ve etnik eşitlikler (sayısal açıdan) sağlanabilmiş değil ve daha uzun yıllar da bunu sağlamak mümkün olmayacağa benziyor. Şili’nin girişimcilik ekosisteminin heyecan verici olmasının sebebi de bu; devlet, özel sektör ve dünyanın dört yanından girişimci ve yatırımcı bir ekosistemi yoktan var ediyor. Şili ekosistemini inşa edenlerin umudu, geç gelenin kendisinden öncekilerin yaptığı hatalardan kaçınarak yarışta öne geçebilmesi.

Sırtı Ant Dağları’nda ayağı Büyük Okyanus’ta

Girişimcilik ekosistemini güçlendirmek için Şili’de atılan adımlar hiç şüphesiz ülkemiz için örnek teşkil ediyor ve bu adımları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Fakat öncesinde, Şili’nin kültürel, ekonomik ve demografik yapısına ve bunların ülkenin halihazırda işleyen girişimcilik ekosistemini nasıl şekillendirdiğine göz atmakta fayda var.

Şili Ant Dağları ile Büyük Okyanus arasındaki sahil şeridinde yer alan ufak bir ülke, 17 milyon nüfusa sahip. Az nüfus ve Latin Amerika kültürünün bir araya gelmesi, Şili’nin yerel pazarının bir hayli küçük kalmasına sebep olmuş. Nüfusun 700 bin kişilik bölümünü temsil eden Şili yerlilerinin büyük bir çoğunluğunun kültürlerini devam ettirmek adına tarımcılıkla uğraşması ve kırsalda yaşaması da nüfusun girişimcilik potansiyelini az da olsa daraltırıyor.

Şili’nin dezavantajlı gibi görünen durumu, girişimciler tarafından basitçe aşılıyor. Şilili girişimciler için yerel pazar Şili değil tüm Latin Amerika anlamına geliyor ve ürünler de bu anlayışa uygun olarak geliştiriliyor. Ayrıca ABD ve Avrupa için geliştirilen ürün ve hizmetlerin oranı da azımsanamayacak seviyede. Gelgelelim, Şili’de yatırım kültürü henüz oturmuş değil; eski ekonominin zenginleri ellerindeki finansal güç ile ekosisteme katılmıyor. Şili merkezli çevrimiçi restoran rezervasyon girişimi TableGrabber’ın eş kurucusu Pawan Marwaha, Şili’de risk sermayedarlarının yatırımlarının ne durumda olduğu sorulduğunda “görülmüş duyulmuş şey değil…” diyor.

Türkiye’nin Yemeksepeti, Güney Afrika’nın Naspers’ı, Hindistan’ın Zomato’su ve Brezilya’nın Buscape gibi poster girişimleri varken, Şili’den henüz bir unicorn çıkmadı. Fakat bu Start-Up Chile programıyla değişebilir.

Devlet kolları sıvarsa: Start-Up Chile

Dürbünü Şili’ye döndürmemizi sağlayan bir kuluçka programı olan Start-Up Chile ve onu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan bir yönü var. Beşinci yılını dolduran program bizzat devlet tarafından kuruldu ve yerel girişimcilerin Şilikon Vadisi olarak adlandırdıkları ekosistemi geliştirmek için kararlılıkla çalışıyor.

Teknoloji girişimlerine odaklanan 6 aylık programın kapıları yalnızca Şilili girişimlere değil dünyanın her ülkesinden girişimlere açık. Öyle ki, yabancı girişimleri Şili’ye getirmek Start-Up Chile’nin ana amaçlarının başında geliyor. Kurulduğu günden bu yana 75 ülkeden 1000 erken aşama girişimini ülkeye getirmeyi başarmış durumda. Ülkeye gelen girişimler toplam 100 milyon dolar yatırım topladılar ve 1500’den fazla istihdam yarattılar.

Girişimleri eğitmek ve donatmak bir şey, büyütmek bambaşka bir şey. Program bu bağlamda Türkiye ekosisteminin henüz aşmayı başaramadığı bir sorunla karşılaştı: Yatırım. Aslanoba Capital’in kurucusu Hasan Aslanoba bir keresinde “Türkiye’de eksik olan iyi fikirler ve profesyoneller değil, yatırım.” demişti. Şili de yalnızca kendi ülkesinin değil dünyanın dört bir yanından gelen iyi fikirler ve profesyoneller ile donanmışken, ülkedeki yatırımcı eksikliğinin üstesinden gelmek için bir diğer devlet projesi olan Start-Up Chile SCALE fonunu başlattı.

Start-Up Chile ve kullanımına tahsis edilen Hazine destekli SCALE fonu bir araya geldiğinde, Şili ekosistemi girişimciler için pek cezbedici bir durak halini aldı. Start-Up Chile programının, 1 yıllık çalışma vizesi, 40 bin dolar yatırım ve ofis alanı elde etmek isteyen erken aşama girişimlerinden tek isteği Şili’ye gelmeleri. Ayrıca yeni kurgulanan bir yarışma ile programın girişimlerine 100 bin dolar yatırım daha kazanma fırsatı tanınıyor. Programın baş mimarı Şili Ekonomik Kalkınma Ajansı’ndan Nicols Shea, Inc.com’a verdiği demeçte erken aşama girişimleri için doğru şartları oluşturmanın önemine vurgu yapıyor ve ekosistemini geliştirmek isteyen diğer ülkelere yapmaları gereken şeyi şöyle açıklıyor: “Girişimcileri davet etmeye başlayın. Bunu dolaysız bir biçimde yapın. Geleceklerine emin olabilirsiniz.”

Şili devletinin örnek gösterilesi programı sayesinde, binlerce girişimci şanslarını Şili’de denediler. Peki eğitilen, donatılan ve tohum yatırımı yapılan girişimlere ne oluyor? Programın amacı girişimcilerin Şili’de kalmalarını sağlamak. Kaldı ki 6 ay boyunca girişimcilerin Şili’de bulunmaları ve yerel sosyal aktivitelere katılmaları programın iki gerekliliği olarak öne çıkıyor. İkinci gereklilik kulağa garip geliyor fakat program girişimcinin ülkeye ısınmasını sağlamak istiyor. Shea, bu zamana kadar 200 bin Şilili’nin bir Start-Up Chile girişimcisi ile etkileşime geçtiğini belirtiyor. Son beş yılda ülkeyi ziyaret eden girişimcilerin Şilili partnerleri ile 5 çocuk dünyaya getirmesi ise Shea’nin favori istatistiği ve ona göre bu programın sosyal yönünün gücünü ortaya koyuyor.

Ev gibisi yok

Fakat her girişimciyi bu küçük Latin Amerika ülkesinde yaşamaya ikna etmek mümkün değil. Her ay yüzlerce girişimci, elde ettikleri maddi ve manevi kazanımlar ile kendi ülkelerinin yolunu tutuyor. Artık her biri için Şili unutulmaz olacak.

Programın asıl amacı girişimcileri Şili’ye çekmek olsa da, Shea giden girişimcilerin bile programın amacına hizmet ettiğini söylüyor. Geçtiğimiz ay 200 girişimcinin kendi ülkelerine döndüğünü söyleyen Shea, bir girişimin iki Şilili mühendisi beraberinde Berlin’e götürdüğünü söylüyor. Program sayesinde Şilili profesyoneller dünyanın dört bir yanındaki ekosistemlerde rol oynama şansı yakalıyor.

Tatsız gerçekle yüzleşmek

Start-Up Chile direktörü Sebastian Vidal, devletin adanmış desteği sayesinde programın, yerel pazarın hacmi, yatırımcı eksikliği, girişimcilik kültürünün toyluğu gibi durumların üstesinden gelmek üzere tasarlandığını ve geride kalan beş yıllık süreçte istedikleri doğrultuda ilerlemeyi başardıklarını belirtiyor.

Silikon Vadisi’nin başarısını birçok şeye bağlayabiliriz ve çok ulusluluk bunlardan bir tanesi. Bunu sağlayan ise vadinin artık bir cazibe merkezi haline gelmiş olması; dünyanın dört bir yanından girişimciler organik olarak burayı tercih ediyor. Şili ise bundan başka çaresi olmadığıyla yüzleşerek ilk ve belki de en zor adımı atmayı başarmış.

Vidal aşmaları gereken sorunları bildiklerini söylüyor ve büyük titizlikle kurgulanan programın yapmasını umdukları domine etkisini şöyle anlatıyor: “Girişimlerin önce Şili’de, sonra Latin Amerika’da, ondan sonra da dünyada büyümelerini istiyoruz. Şilililer’e istihdam yaratacaklar ve operasyonlarını Şili’de kuracaklar; ancak bu şekilde, ülkede daha yüksek sosyal ve ekonomik etkiler yaratabiliriz. Aynı zamanda bu gelişmeler, uluslararası girişimlere yatırım yapma fırsatını değerlendirmek isteyen yerli ve yabancı yatırımcıları da harekete geçirecektir.”

Yorum Bırak