Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 15 December 2017

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Türkiye'de neden başarılı çıkışlar yapılamıyor?

Türkiye’de neden başarılı çıkışlar yapılamıyor?

Türkiye’de son yıllarda ortaya konulan girişimcilik grafiği, ekosistemin yerli yabancı oyuncuları tarafından olumlu karşılanıyor. Kaldı ki ülke demografik ve coğrafi açılardan avantajlı olmasının yanında, teşvikler, yatırımcı ağları ve iyi fikirler konusunda da sorun yaşamıyor.

En büyük sorun şüphesiz Türkiye’de yeterince başarılı çıkışın, daha yaygın adıyla ‘exit’in yaşanmaması. Henüz başarılı bir şekilde yapmayı başaramadığımızdan olsa gerek, kelimenin Türkçesi de dillerimize yerleşmiş değil.

Türkiye girişimcilik ekosistemi hâlâ sancılı bir gelişme sürecinde ve mevcut sorunlarını aşabilmek için olgunlaşmaya çalışıyor. Ülkemiz, girişimciliğin merkezleri Silikon Vadisi ve Batı Avrupa karşısında dezavantajlara sahipken, birden ortaya çıkan İsrail fenomeni açıkçası bahanelerimizi çürütmüş durumda. 400 bin nüfusuyla İstanbul’un yüzde 2,8’i kadar kalabalık olan Tel Aviv, tüm Türkiye’den beş kat daha fazla girişimi hayata geçirdi.

Madalyonun iki yüzü var: Girişimciler ve yatırımcılar. Mevcut durumun sorumluluğu ise ortak.

Hiç gerçekleşmedi değil

Girişimciliğin Türkiye ekonomisinin çıkışı olacağı düşüncesi günbegün daha popüler bir hal alırken, yatırım eksikliği, ekosistemin durağanlığı ve çıkışlarla yenilenememesi sorunları hâlâ geçerliliğini koruyor. Gelgelelim, çıkışlar için hiç olmadı diyemeyiz.

Türkiye’deki en güncel çıkış başarısı şüphesiz Yemeksepeti’nin 589 milyon dolara Delivery Hero’ya satılması. Bunun yanı sıra GittiGidiyor’un 217,5 milyon dolar değerlemeyle eBay’e, Pozitron’un 100 milyon dolar değerlemeyle Monitise’a katılması ve Markafoni’nin Naspers’a devri örnek verilebilir. Fakat görüldüğü gibi gurur tablomuz öyle uzayıp giden cinsten değil.

Kendi yağında kavrulmak

Çıkışları iki açıdan incelemekte fayda var. Birincisi, yatırımcılar aldıkları risk karşılığında kâr ederek sermayelerini artırır. Bu sayede ekosisteme desteklerini artırarak daha fazla girişimin başlatılmasını ve büyümesini mümkün kılar.

İkinci köşede ise girişimciler var. Başarılı çıkışlar yapan girişimciler, yeni girişimler başlatabilir, yatırım yapmaya başlayarak sermaye neslinin değişimini sağlayabilir veya her ikisini de aynı anda yapabilir. Başarılı girişimcileri ekosistem için önemli kılan bir diğer nokta ise Türkiyeli girişimlerin olgunlaşmalarına sağlayabilecekleri katkı.

İsrail ekosisteminin bugünkü durumunda, başarılı rol modellerin ve başarılı girişimcilerin (çoğu Silikon Vadisi’nde olmalarına rağmen) yeni nesil girişimcilere maddi ve profesyonel destekte bulunmasının rolü gözardı edilemez. Başarılı girişimcilerin rehberliği ve yatırım sermayesi, ekosistemin sürekli bir yenilenme içerisinde bulunmasını mümkün kılıyor.

Yetersiz yeni para

Türkiye, üzerinde yaşayan insanların aklına iyi fikir gelmediği anormal bir ülke değil. Fikirler ve kurulan girişim sayısı umut verici. Gelgelelim, kurulan her 10 girişimden 9’unun ilk 18 ay içerisinde kapanması tek kelimeyle vahim.

Daha önce bahsettiğimiz ‘yenilenme sorunu’, Türkiye’deki yeni ekonomi sermayesinin ekosisteme yeterli seviyede yatırım olarak dönebilmesini imkansız kılıyor. Sina Afra, Nevzat Aydın, Melih Ödemiş, Fatih İşbecer, Fırat İşbecer gibi isimler kendi başarılı girişimlerini ortaya çıkardıktan sonra yatırımcılığa soyunsa da, girişimcilere mentorluk desteği de verebilecek daha fazla teknoloji zenginine ihtiyacımız olduğu gün gibi ortada.

Fabrikatörlerin ve eski ekonomi zenginlerinin internet ve teknoloji girişimlerine yatırım konusuna hâlâ ikna olmamaları da çözümü zorlaştırıyor. Aslanoba Capital’den Hasan Aslanoba, sık sık kendisi gibi eski ekonominin tecrübeli isimlerini yeni ekonomiye desteğe çağırarak soruna dikkat çekiyor.

Toyluk

Türkiye’deki melek yatırım ağlarının sayısı gerçekten kabul edilebilir seviyede. Galata İş Melekleri (GBA) gibi ağlar, girişimcilere yalnızca yatırım yapmıyor, ayrıca onları genel girişimcilik ve alanları odağında eğiterek, uzun soluklu bir serüven yaşamalarını mümkün kılmayı hedefliyor. Gerekli bilgi birikimiyle donanan girişimciler, doğru zamanlarda çıkış fırsatlarını da değerlendireceklerdir.

Kimse iş yapmayı doğuştan bilmiyor. Girişimci her ne kadar vizyoner olsa da (ki Türkiye’de kurulan girişimlerin sektörel dağılımları dünya akımlarını takip eder cinsten), özellikle yasal ve finansal konularda desteğe ihtiyaç duyuyor.

Ayrıca kimi yatırımcıların, Türkiye’deki girişimlerin tohum yatırımlarını doğru kullanamadığı yönündeki eleştirileri yüksek sesle dile getirmeye başlaması dikkate alınması gereken bir uyarı.

Tecrübesiz girişimciler için serüvenin en zor bölümü yatırım almak veya başarılı olmak gibi görünebilir. Fakat aslına bakılırsa gerçek zorluk ikinci perde olan ‘büyümeyi yönetme’ aşamasında devreye giriyor. Oysa hepimizin şimdiye kadar Friendster ve MySpace senaryolarından gerekli dersleri almış olmamız gerekiyor.

Yatırımcıların ve mentorların girişimlerin kendi kendilerine büyüyeceklerini varsaymaları riskli bir yaklaşım. Ekosistem özellikle toy olduğu dönemlerde tecrübeye ihtiyaç duyar. Burada yalnızca girişimcilere değil, ekosistemin tüm paydaşlarına kucaklayıcı bir yaklaşımı benimsemelerini gerektiren görevler düşüyor.

Yorum Bırak