Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 18 January 2018

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Sürücüsüz gelecek neye benzeyecek?

Sürücüsüz gelecek neye benzeyecek?

Sürücüsüz otomobil devriminin yakında gerçekleşeceğine dair giderek güçlenen bir kanı var ve görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmış durumda. Bugünün tartışması ise bugün olup olmayacağı değil ne zaman gerçekleşeceği yönünde. Sürücüsüz otomobillere dair birçok konu irdelenirken, sürücüsüz geleceğin neye benzeyeceğine dair birçok detay soru işaretini koruyor.

Beyaz Saray’a bağlı Ulusal Ekonomi Konseyi’nde sürücüsüz otomobil politikası üzerinde çalışmış olan Robert Toews, sürücüsüz otomobilleri ticarileştirebilecek birkaç iş modelini masaya yatırdı ve yeni oluşacak pazarın dinamiklerini öngörmeye çalıştı.

Toews, sürücüsüz otomobillerin yollarda olacağı geleceğe dair şu an yanıtlanamayacak büyüklükte soruların varlığını kabul ederken, öngörülerini bu dönüştürücü teknolojinin gelişimi üzerine temellendirme konusunda titizlik gösteriyor. Ona göre toplumun sürücüsüz otomobilleri iki farklı şekilde kullanması olası ve hangi senaryo gerçekleşirse büyük dönüşümleri de beraberinde getirecek.

Sürücüsüz geleceğe statükocu bakış

İdeal senaryo olarak tanımlanması güç olsa da, sürücüsüz otomobillerin hayatlarımıza girişi ile yaşanacak değişimi statükocu bir bakış açısıyla öngörmek de mümkün. Bu da sürücüsüz otomobillerin günümüz otomobillerin kişilerin kullanımına hizmet etmesini içeriyor. Bu senaryoda aileler ve kişiler kendi araçlarına sahip olmaya ve bir yerden diğerine gitmek için kullanmaya devam edebilir. Gelgelelim otomobiller kendi kendilerini süreceklerinden, bu modelde de bir takım heyecan verici yeni avantajlar kendini gösterebilir.

Kişiler bir yerden diğerine seyahat ederken daha verimli olabilirler. Günümüzde kendi başlarına seyahat edemeyen çocuklar, engelliler ve yaşlılar da güvenle istedikleri noktalara seyahat edebilirler.

İnsanlar kullanmadıkları zamanlarda otomobillerini diğer insanları ve paketleri istenen yerlere taşıyarak kendilerine yeni gelir yolları da yaratabilirler. Toews bunun için Uber ve Instacart gibi servislerin gelecek versiyonları demenin yanlış olmayacağı görüşünde.

İlk senaryo günümüzdeki otomobil alışkanlıklarına en yakın gelecek tasvirini konumunda. Yaşamlarımızda değişiklikler yapabilir fakat otomobil üreticileri çekirdek iş modellerini değiştirme ihtiyacı hissetmeyeceklerdir; satın alma ile otomobilin ne şekilde kullanacağı kararları ve otomobilin kendisi yine kişilere ait olur.

Ulaşımı yeniden kavramsallaştırmak

Toews’un ikinci paradigma olarak adlandırdığı senaryo ise insanların bir yerden diğerine ulaşma alışkanlıklarını köklü bir yeniden kavramsallaştırmaya tabi tutuyor. Bu modelde sürücüsüz otomobil filoları, A noktasından B noktasına ulaşmak isteyen insanlar için sürekli hazır bekleyecekler. Çağırılan yere gelecek olan otomobil, yolcusunu istediği noktaya ulaştırdıktan sonra sıradaki yolcusunu bekleyecek. Dolayısıyla insanların kendi otomobillerine sahip olma ihtiyacı kalmayacak ve mobiliteyi “hizmet olarak” alacak.

Bu senaryonun beraberinde getirdiği “hizmet olarak mobilite” birçok ilgi çekici detayı barındırıyor. Bu iş öodeli için bugün Uber ve Lyft’in sürücüsüz sürümü denebilir; insanlar ne zaman bir yerden diğerine gitmek isterlerse hazır bekleyen sürücüsüz otomobilleri çağırıyor ve gittikleri mesafe başına (veya yolculuk başına) ödeme yapıyor.

Toews gelişimin bu yönde yaşanması sonucunda, daha sofistike abonelik modellerinin de ortaya çıkabileceği görüşünde. Bunlardan öne attığı bir model, İETT’nin aylık İstanbulKart modeline benziyor ve aylık sabit bir ücret ödeyen kişilere sürücüsüz otomobiller ile sınırsız seyahat şansı veriyor. Bu modelin uygulanması ulaşımı analog hizmetlerden SaaS’a dönüştürebilir.

Her dönüşüm kademeli gerçekleşir ve sürücüsüz otomobillerin standart ulaşım araçları olması için de beklemek gerekecek. Bu kademelerin beraberinde farklı abonelik modellerini de getirmesi olası. Hizmetin kalitesine, bekleme süresine ve otomobil filosunun sahip olduğu ekstralara bağlı olarak farklı fiyatlandırma politikaları izlenebilir. Bu da girişimler için yeni bir rekabet koridorunu ortaya çıkarabilir.

Geleceğin filolarını kim kontrol edecek?

Segmentasyon konusu en az kendisi kadar önemli bir soruyu daha ortaya çıkarıyor: Sürücüsüz otomobil filolarına kim sahip olacak ve kim tarafından işletilecek?

Toews’a göre sürücüsüz otomobil pazarına girmeyi tercih eden üreticiler ilk alternatif olarak öne çıkıyor. Üreticilerin tüm –sürücüsüz- otomobillerini abonelik modelleri ile yollara sürebilirler. Segmentasyon tarafında da Ford ile Mercedes filoları birbirlerinden farklı fiyatlar içerebilirler.

Bir diğer alternatif ise filoların otomobil üreticileri tarafından değil, satın aldığı otomobiller ile filolar oluşturan firmalarca yönetilmesini içeriyor ki bu girişimler için daha büyük fırsatları beraberinde getirebilir. Bu modelde aracı konumunda olacak olan girişimlerin başarılı olmak için seyahat deneyimini iyileştirecek değerler geliştirmesi gerekecek; sofistike haritalama, yolcu bulma algoritmaları gibi… Son dönemde sürücüsüz otomobil alanına büyük yatırımlar gerçekleştiren Uber’in kendini bu geleceğe hazırladığını söylemek yanlış olmaz.

Sürücüsüz geleceğe dair göz önünde bulundurulması gereken bir diğer konu ise araçların boyutları ve kapasitesiyle alakalı. Trafik sorunu yaşayan dünya şehirlerinde otomobillerin çoğunluğu tek başına yolculuk için kullanılıyor. Bu da otomobillerin boyut ve kapasitelerinin kullanım alışkanlıklarının gerektirdiklerinden fazla olduğu anlamına geliyor. Kaldı ki bu büyük araçları hareket ettirmek için daha fazla yakıt gerektiğinden emisyon artıyor.

Toews, ulaşımın yeniden kavramsallaştırıldığı gelecekte, sürücüsüz otomobil filolarının da kullanım alışkanlıklarına göre yeniden düşünüleceği görüşünde. Ona göre, tek kişilik araçlar geleceğin sürücüsüz otomobil filolarında kendine yer bulacak. Onların yanı sıra beş kişilik otomobillerden, 30 kişilik otobüslere kadar birçok sürücüsüz araç ihtiyaçları karşılamak için yolları arşınlayacak.

Bir dönüşümden daha fazlası

Sürücüsüz otomobillerin nasıl ticarileştirileceğine dair düşünürken, bu pazarın birden fazla “kazanan” çıkarabileceğini, tekelin organik olarak önlenebileceğini de unutmamak gerekiyor. Bugün Toews tarafından ortaya atılan bu iş modelleri ve daha henüz hayal edilememiş nicesi aynı anda kârlı bir biçimde pazarda yer alabilir.

Bu ihtimali anlamak için bugünün ulaşım alışkanlıklarına bakmakta fayda var. Günümüzde insanlar bir yerden diğerine giderken birçok farklı yöntemi tercih edebiliyor. Kimileri kendi özel otomobillerine sahip, kimileri ihtiyaç duyduklarında araç kiralıyor, kimileri her yere Uber ve Lyft gibi servisleri kullanarak gidiyor. En az hepsi kadar büyük bir kitle ise toplu taşımayı veya yürümeyi tercih ediyor. İnsanlar tercih ettikleri çözümleri sık sık değiştirebiliyor. Buna örnek olarak iş trafiğine yakalanmak istemeyen birinin metroyu tercih etmesini gösterebiliriz.

Sürücüsüz gelecek de buna benzer homojen tercihleri içerecek ve kişisel ulaşım devasa bir pazar olmaya devam edecek. Üstelik şimdi arifesinde olduğumuz devrim, birçok farklı iş modelinin uygulanması için elverişli şartları beraberinde getiriyor. Buna girişimciler için kazanma şansı bile denebilir.

Toews’un öngörülerine daha geniş bir konjektürden bakıldığında, sürücüsüz otomobil pazarının sayısız firmaya kazanma şansı verebileceği akla geliyor. Bir firmanın tek başına uçtan uca sürücüsüz otomobil deneyimini sunması pek mümkün görülmezken, Apple’ın gizemli Titan Projesi ile bunu deneceği söylentileri de günbegün artıyor. Fakat genel kanı deneyimin birçok farklı oyuncu tarafından bütüne erdirileceği modüler bir yapıda olacağı yönünde.

Otomotiv ve ulaşım alanı uzun yıllardır büyük sermayeli devler tarafından işgal edilen bir oyun alanıydı. Sürücüsüz gelecek ise LIDAR sensörleri, otomobiller için dijital güvenlik çözümleri, otomobilin daha iyi karar vermesini sağlayacak çipler, haritalama sistemleri ve bunun gibi daha sayısız çözümü geliştirecek girişimler için gül bahçesi vadediyor. Bu nedenle, sürücüsüz otomobil devrimini yalnızca tek bir ürün odağında ele almaktansa, onu tamamen yeni bir ekosistem olarak görmek gerekiyor.

Bugün masaya yatırdığımız bütün ihtimaller kurgusallar. Sürücüsüz otomobil akımı yıllar içerisinde geliştikçe ortaya çıkacak teknolojiler, ürünler ve iş modelleri hepimizi şaşırtacak. Kesin olan ise sürücüsüz otomobillerin hayatlarımıza yapacağı etkinin basit bir dönüşümden çok daha fazlası olacağı; şimdi söz zamanın…

Yorum Bırak