Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 19 November 2018

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Paylaşım çağı ve sahiplik kavramının dönüşümü

Paylaşım çağı ve sahiplik kavramının dönüşümü

İhtiyaçlarımız doğrultusunda sınırsıza yakın insanla güvenilir bağlantılar kurabildiğimiz bir dünya düşünün. İşlem maliyetlerinin, zamanın ve uzaklığın neredeyse sıfıra indirgendiği; akıllı telefon ile ne zaman nereden istenirse erişilebilir bir dünya. Paylaşım çağına hoş geldiniz.

Dev veri tabanları, arama motorları ve bağlanabilirliğin mümkün kıldığı küresel devrim başladı. İnsanlar teknoloji ile en iyi yaptığı şeyleri artık daha da iyi yapabiliyor: İşbirliği ve paylaşım.

Eşleri birbirine bağlayan platformlar, günümüz şartlarında yalnızca güvenlik ve istikrar gibi basit şartları sağlayarak kişiler arası çevrimiçi güveni sağlayabiliyor. Böylece insanlar varlık, bilgi, yetenek, içerik ve hatta para paylaşımı yapabilecekleri ortamı bulabiliyor.

Kişinin topluma ve ekonomiye doğrudan katkı yapabilmesini mümkün kılan paylaşım çağı daha yeni başlıyor ve yakın gelecekte ekonomik ve sosyal aktörler arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayacak.

Şafağında olduğumuz paylaşım çağı, insan etkileşimlerinin tüm boyutlarına etki etmeye ve sahiplik kavramını dönüştürmeye hazırlanıyor.

Varlık

Diğerlerinin kullanılabilir varlıklarına erişebilmek insanlarda önemli bir tavır değişimini tetikledi; kullanım sahipliğin önüne geçti. Bu sayede kişi, bir varlığın uzun vadede getirdiği finansal ve pratik gerekliliklerini yerine getirme zorunluluğunu aşmış oldu.

Paylaşım çağında sahiplik kavramı, bir varlığa ihtiyaç halinde erişebilme yeteneğine dönüşüyor. Bu sayede, çok pahalı ve idamesi zor mallara dahi ulaşılabiliyor ve insanlar için yeni fırsatlar değerlendirilebilir hale geliyor. Örneğin otomobiller ve evler. Paylaşım ekonomisi girişimlerinin sağladığı eşler arası paylaşım platformları sayesinde, bugün dünyanın büyük bir bölümünde istediğimiz zaman diliminde ev veya otomobil sahibi olabiliyoruz.

Bilgi

Vikipedi ve kitlesel çevrimiçi kurslar, bilgiye erişimi küresel ölçekte demokratikleştiriyor. Bugün isteyen herkes zaman ve mekandan bağımsız olarak çağımızın en iyi profesörlerinin derslerine gerçek zamanlı olarak erişebiliyor.

Bilginin coğrafi ve fiziksel kısıtlamaları aşması, insan ideallerinden biri olan eğitimde fırsat eşitliğinin gerçek anlamda evrenselleşmesini mümkün kılabilir.

Para

Kitle fonlama ve kişiler arası kredi sayesinde girişimciler, sanatçılar, öğrenciler ve bir fikre sahip herkes, nerede olurlarsa olsunlar dünyanın dört bir yanından insanlar tarafından desteklenebiliyor.

Destekçilere projelerde rol alma şansı verilmesi, para paylaşımının beraberinde bir tecrübenin de paylaşılmasını getirerek, kişilerin yatırımlarını daha anlamlı kılıyor.

Zaman ve yetenek

Upwork, TaskRabbit, Hopwork ve Thumbtack gibi platformlar sayesinde artık herkes zamanını ve yeteneklerini diğerleriyle paylaşabiliyor. Yaş ve tecrübe fark etmeksizin, insanlar yeteneklerini birbirlerine öğretebiliyor.

İçerik

Lisanslı ve kişisel içerik paylaşımı gerçek bir devrim yaşadı. Bulut üzerinden bir filmi her an, her yerde ve her cihazdan izleyebilmek mümkünken, satın almak cazibesini yitirdi. Netflix, Spotify ve Deezer gibi platformlar sayesinde, erişebilirlik sahipliğin önüne geçerek, tüm endüstrileri dönüştürebilme potansiyeline ulaştı. 1999’da Napster’ın içerik paylaşım hamlesiyle hedeflediği de tam olarak buydu. Lisanslı içeriklerde durum böyleyken, kişisel içerik akışı Instagram, Facebook, LinkedIn, YouTube ve Drobpox gibi platformlar aracılığı ile çok daha büyük ölçeklerden gerçekleşiyor.

Diğerlerini keşfetmek

Paylaşım çağının gelişi, 2000’lerin başında başlayan inovasyonların evrimi ile mümkün oldu. İnsanlar artık ihtiyaçlarına en uygun çözümlere nerede olurlarsa olsunlar ulaşabiliyorlar. Paylaşım ekonomisi girişimlerinin hızlı büyümesinin ve genel olarak modelin destek görmesinin arkasında ise “paylaşımın” etkileri yatıyor.

Paylaşım çağı, farklı sosyal, profesyonel ve kültürel donanıma sahip insanlar arasında yeni etkileşimler yaratıyor. Normal şartlarda tanışmaları pek mümkün olmayan insanlar, BlaBlaCar gibi bir platform aracılığı ile aynı araçta seyahat etmeyi seçtiklerinde tanışabiliyorlar. “Diğeri” ve “yabancı” anlayışımız ilginç şekilde değişiyor, güvendiğimiz insanların sayısı artıyor.

Paylaşımın doğasında az kullanılan varlıkların olabilecek en yüksek verime ulaştırılması yatıyor. Bu sayede, paylaşarak tüketim alışkanlıklarımızın doğaya verdiği zararı azaltmamız mümkün. Varlıklar paylaşımı bugün yalnızca değer yaratıyor olsa da, gelecekte yeniden yüksek kalite üretime geçilmesini ve kısa ömürlü ürünlerin pabucunun dama atılmasını da sağlayabilir.

İnsanlar artık az kullandıklarını varlıklarını diğerleriyle paylaşarak gelir elde edebiliyorlar. Paylaşım ekonomisinden önce herhangi bir talep almayan bu varlıklar, hizmetlerin uygun fiyatlı olarak sunulabilmesini de mümkün kılıyor.

Üçüncü Endüstri Devrimi ve The Zero Marginal Cost Society kitplarının yazarı Jeremy Rifkin şöyle açıklıyor: “Teknoloji devriminin birçok varlığın marjinal maliyetini neredeyse sıfıra düşürecek ve onları fiilen kullanılabilir kılacak kadar gelişeceğini hiç düşünmemiştik.”

Paylaşım çağında herkes paylaşmaya ve “diğerlerini” yeni bir açıdan keşfetmeye davetli. Paylaşmak amaçlarımıza hizmet ediyor, refahımızı artırıyor ve karbon ayak izimizi azaltıyor. İnsan doğasının alametifarikası dayanışma, en nihayetinde teknoloji sayesinde günümüzün rekabetçi sosyo-ekonomik ortamında kendine yer buluyor.

Yorum Bırak