Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 20 October 2017

Scroll to top

Top

Yorum Yok

incir.com'un başarısızlığa uğraması bizlere ne anlatıyor?

incir.com’un başarısızlığa uğraması bizlere ne anlatıyor?

Tıpkı yaşam ve ölüm gibi başlangıcı olan her şeyin bir de sonu var.

Bu gerçeği konumuz girişimciliğe indirgeyecek olursak, bir işe girişmek ne kadar normal ise başarısızlığa uğramak da o kadar normal. Başaramamak, denemeye cesareti olanlara özgüdür; utanılası bir yanı yoktur. Aksine hatalardan ders alma fırsatı sunar ve daha  güçlü geri dönüşler yapılabilmesine olanak tanır.

Değerlemesini 60 milyon dolar civarına çıkaran ve sosyal e-ticaret modeliyle Türkiye’nin en gelecek vaat eden girişimleri arasında gösterilen incir.com’un kapanması şüphesiz birçoğumuz için büyük bir sürpriz oldu. 2014 yılında %2500 oranında büyüme gibi dudak uçuklatan istatistikler kaydeden girişim, her ay 5 milyon liralık satış gerçekleştiriyordu.

Peki, her şey bu kadar iyi gidiyor gibi görünürken girişim neden kepenk indirmek zorunda kaldı? Normalde Türkiye’de iflas eden veya pivot kararı alan girişimler, onları bu raddeye getiren sebepler konusunda sessiz kalmayı tercih ediyor. Ekosistemin geri kalanı ve özellikle genç girişimciler ise olayların perde arkasını öğrenmek, yaşanan vakalardan ders çıkarabilmek için söylentilere teslim olmak zorunda kalıyor. İncir.com ise kapandıktan sonra bile ekosistemimize şeffaflık dersi vererek örnek olmaya devam ediyor. Girişim, kapanma duyurusunda işlerin kötüye gitmesinin tüm sebep ve sonuçlarını açıkladı.

Perde arkasında yaşananlar

Unutanlar için incir.com’un kullanıcıların tüm operasyonel ve yazılım tabanlı iş yüklerinden arınmış şekilde çok kısa sürede e-ticaret mağazası açabilmesini sağlaması ve referans ile açılan mağazalarda yapılan satışlardan prim kazanabilme imkanı sunduğunu hatırlatalım. Dört yaşındaki girişimin büyümesi bu yılın başında yavaşlamış ve operasyonlarını sürdürmek için kaynak arayışına çıkmıştı. Buraya kadar olan süreç, dünyadan her girişimin karşılaşabileceği ve üstesinden gelebileceği türden.

İncir.com, kapanmasına kadar uzanan sürecin önemli kritik noktalarından birinin geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen seçimlerden sonra baş gösteren piyasa koşullarının değişimi olduğunu belirtiyor. Girdiği finansal ve operasyonel bunalımın üstesinden gelmek için iş modelini yenileyen girişim, kapısını çaldığı yabancı yatırımcılardan ise ülkenin politik ve ekonomik görünümü nedeniyle eli boş dönüyor.

Rotasını Türkiye’nin köklü yerli yatırımcıları ve finans kuruluşlarına döndüren girişim, ismini vermediği bir finans kuruluşuyla yatırım anlaşmasını prensipte gerçekleştiriyor ve 18 Temmuz’da imzaların atılması kararlaştırılıyor. Sonrasını tahmin edebilirsiniz; İncir.com bu sefer de 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin; yani bir diğer politik gelişmesinin kurbanı oluyor. Finans kuruluşu anlaşmadan çekildiği gibi, hakim olan belirsizliğin ve travma ortamının bir sonucu olarak girişimin işleri de yarı yarıya düştü.

Son çare olarak Türkiye’nin büyük internet şirketleriyle işbirlikleri, ortaklık ve hatta satın alma görüşmeleri yapan girişim, bunlardan da eli boş dönünce 9 Eylül günü tüm operasyonlarını durdurma kararı aldı.

İsrail ve Brezilya’dan öğrenebiliriz

İncir.com elinden gelen her şeyi yapmış olmasına rağmen hedefine ulaşamadı. Kimse onları politik ve ekonomik istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bir ortamda iş yapmaya çalıştıkları için suçlayamaz; kaldı ki ülkemizin ihtiyacı olan da tam olarak bu azim.

İncelediğimiz vaka şüphesiz diğer girişimlerin daha dayanıklı iş modelleri geliştirmesi için referans olacakken, başarısızlığın da en az başarı kadar normal olduğunu gözler önüne sermesi açısından da önem arz ediyor.

Öte yandan, dünyanın en sıra dışı ve başarılı girişimcilik ekosistemlerinden birine sahip olan İsrail’in içerisinde bulunduğu politik istikrarsızlığın ve şiddet ortamının nasıl olup da girişimlerin büyümesine etki etmediği sorusu, artık ne yazık ki ister istemez Türkiye’yi ileriye götürmek isteyen girişimciler tarafından düşünülmesi gereken bir konu.

Brezilya ve İsrail gibi ülkeler, uzun yıllardır politik ve ekonomik problemler ile çalkalandıkları halde, girişimcilik ekosistemleri sürekli bir büyüme içerisinde. Bu iki ülkeyi ele aldığımızda, girişimcilik ekosistemlerinin ülkenin politik ve ekonomik yapısından bağımsız olarak olgunlaşabileceği gerçeğine ulaşıyoruz. Ve yeniden Türkiye ekosisteminin de girişimcisiyle, yatırımcısıyla bu oyunun dinamiklerini ve sırlarını öğrenmesi gerektiği sonucu ortaya çıkıyor. Eğer başarılı olmak istiyorsak, gerçeklerle yüzleşmek ve hamlelerimizi içinde bulunduğumuz koşullara göre atmak zorundayız…

Daha önce hem Brezilya hem de İsrail ekosistemlerini yapısal ve fonksiyonel açılardan ele aldığımız makalelerimize aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Yorum Bırak