Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 18 January 2018

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Giyilebilir teknolojiler yeni bir gizlilik devrimi başlatabilir

Giyilebilir teknolojiler yeni bir gizlilik devrimi başlatabilir

Gizlilik üzerine endişeler bugünün haberi değil. Kullanıcılar kişisel bilgilerinin teknoloji firmaları tarafından kullanıldığını gördükçe, doğal olarak bilgilerinin ne kadarının kişiler ve firmalar tarafından erişilebilir olduğuna ve ne şekilde kullanıldığına dair endişeleniyor. ABD’nin dünyanın dört bir yanında kullanılan platform ve servisler üzerinde gerçekleştirdiği gözetleme uygulamalarının ayyuka çıkması da bu paranoyayı körükledi.

Giyilebilir teknoloji akımının başlatmak üzere olduğu yeni teknoloji çağının ise beraberinde yeni bir gizlilik devrimi getirebileceği düşünülüyor.

Sorun uygulamalar
Konu gizlilik olduğunda, iki tip uygulamadan kaçınılması gerekiyor. İlki, kullanıcılarından bilgi toplamak üzere tasarlanan uygulamalar. Örneğin sosyal ağ uygulamaları. Bu durum ilk bakışta iki taraf için de avantajları beraberinde getiriyor; bilgilerinden yararlanılan kullanıcı hoşuna gidecek içerikler ile karşılaşırken, firma da reklamcılara satacak daha fazla bilgiye sahip oluyor. Tabii bilgilerinin paylaşılmasını ve satılmasını istemeyen kullanıcılar için tüm bunlar büyük bir sorun teşkil ediyor. Aynı durum Xora gibi takip uygulamalarında da geçerli; hatta bu firma 7/24 takip edilme fikrine karşı çıkan bir çalışanını işten atarak gündeme gelmişti.

İkinci tip kulağa biraz garip gelebilir; kullanıcının gizliliğini koruyan uygulamalar. Örneğin Snapchat. Anonimlik ve bilgi koruma mottolarıyla servis veren bu uygulama, yakın tarihte birçok kullanıcısının bilgilerini ve fotoğraflarını siber korsanlara kaptırmıştı. Bu uygulamaları tehlikeli kılan, kullanıcılarına aslında var olmayan bir güvenlik ilüzyonu oynaması ve bu sayede onları daha fazla kişisel bilgi ve grafik paylaşmaya sevk etmesi.

Uygulamaların asıl sorunu ise doğalarında. Yüklendikleri cihazda sürekli arka planda çalışıyorlar ve her an yeni bir bilgi toplamaları mümkün.

Giyilebilir cihazlar tüm bu gizlilik sorununu iki açıdan daha da vahim hale getiriyor. Birincisi, uygulamaların kullanımını web deneyimi karşısında daha yaygın kılmaları. Giyilebilir cihazların ekranları küçük olduğundan, etkileşim daha basit ve sınırlı yöntemlerle gerçekleşiyor. Bu da kullanıcıların uygulamalara daha fazla yönelmesi anlamına geliyor.

İkincisi, gerçek zamanlı kullanılmaları. Bir dizüstü bilgisayar veya tabletten farklı olarak, giyilebilir cihazlar kullanıcı tarafından giyiliyor ve hareket halinde kullanılıyor. Bu da doğal olarak uygulamalara daha yoğun bir bilgi akışının sağlanması anlamına geliyor.

Endişe beraberinde devrimi getirebilir
Giyilebilir teknolojiler, mobil devrimden farklı olarak daha tam anlamıyla yaygınlaşmadan gizlilik konusunda eleştiriliyor. Birçok uzman, bu alanda özel bilgilerin mahremiyeti konusunda endişelerini dile getiriyor. Her yeni teknoloji yeni kabiliyetlerin yanı sıra yeni zayıf noktaları da beraberinde getirir. Güvenlik uzmanları, Apple Watch’un pazardaki diğer cihazlara kıyasla güvenli sayılabileceğini söylerken, potansiyel güvenlik açıkları hâlâ dev bir soru işareti olmaya devam ediyor.

Çin Ordusu daha şimdiden personeline Apple Watch kullanımını yasaklamış durumda. Çin’in batı teknolojilerini yasaklaması ve sansür uygulamaları artık alışıldık olsa da, giyilebilir teknolojiler alanında işlerini şansa bırakmak istememelerini mantıklı bulmamak elde değil.

Gelecek neye benzeyecek?
Giyilebilir teknolojiler devrimi bir fırsat. Kullanıcılar bu cihazların gizlilik alanındaki eksikliklerine karşı bilinçlenirse, teknoloji firmaları güvenlik ve gizlilik alanında reforma zorlanabilir. İnsanların endişeleri, uygulama geliştiricilerinin güvenlik alanında daha fazla efor sarf etmelerini ve gizlilik politikalarını açıklamalarını sağlayabilir. Apple ve Google gibi cihaz üreticileri, güvenlik açıklarını takip edip, kullanıcılarını kendilerini nasıl daha iyi koruyabileceklerine dair bilgilendirebilir.

Her şeyden önemlisi, devlet organizasyonları gizlilik konusunda ihtiyaç duyulan regülasyonları gerçekleştirerek, firmaları belli kurallar çerçevesinde kalmaya zorlayabilir. Avrupa Birliği, Google’ın ana ürünleri ve arama motoruna karşı insanların gizliliğini korumak için başlattığı regülasyon dizisi ile iyi bir örnek teşkil ediyor. Bir sonraki adım bunları tüm cihaz ve teknolojilere uygulamak olabilir.

Regülasyonların artması kullanıcıların güvende kalmasını sağlayabilir fakat bir dezavantajı da beraberinde getirir: Firmalar ve kullanıcılar için daha az özgürlük. Bu noktada, kimileri bilgilerinin güvende kalması için sert düzenlemeleri destekleyecekken, kimileri de özgürlüklerinden vazgeçmek istemeyecektir.

Dijital gizliliğe yeni yaklaşımlar ve düzenlemeler yakın gelecekte masaya yatırılacak ve gündem maddesine dönüşecek. Hangi ülkede ya da organizasyonda başlayacağı önemli değil; giyilebilir teknolojiler popülerleştikçe gizlilik alanında yeni bir devrimi de beraberinde getirecek.

Yorum Bırak