Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 23 September 2017

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Elon Musk’ın endişesi

Elon Musk’ın endişesi

Wright Kardeşler’in ilk insanlı uçuş denemesinin üzerinden 112 yıl geçti. Yalnızca 12 saniye süren ilk uçuş deneyimi, teknolojik gelişmeler ile o günden bu yana sürekli olarak geliştiriliyor.

Milyonlarca yıl uçmayı kuşlara özgü sanan insanın, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ilk parçalarını uzaya göndermesi Wright Kardeşler’in denemesinden yalnızca 95 yıl sonra gibi kısa bir zamanda gerçekleşti. Böylece insan, uçsuz bucaksız uzayın ve onun arkasında yatan heyecan verici sırların keşfine başladı.

Uçakların savaşta kullanılması ise çok daha çabuk oldu. Wright Kardeşler’in ilk denemesinden 11 yıl geçmemişti ki, Birleşik Krallık ordusu Birinci Dünya Savaşı’nda silahlarla donatılmış hava araçlarını kullanmaya başlamıştı.

Teknolojinin silahlaştırılması insanın doğasına işlemiş gibi. Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey filminin başlangıç bölümü olan “İnsanlığın Şafağı”nda insanın ilk kullandığı alet bir kemikti ve diğer canlıları dövmek için kullanılıyordu. Günümüz dünyasında görülen şiddet ile teknolojinin ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, Kubrick’in verdiği mesajların ne denli makul olduğu daha iyi görülebilir.

Savaş ve teknoloji

Dünyanın en gelişmiş askeri teknolojilerden bazılarının ABD ordusunun elinde olduğu ortada. Drone’lar, nükleer bombalar, ısı ışınları, binaların içini görebilen radarlar vb. Bu teknolojiler çoğunlukla ordu içerisinde veya ordu ile bağlantılı organizasyonlar tarafından geliştiriliyor ve bazen son kullanıcı ürünü olarak karşımıza çıkabiliyorlar. Mikrodalga fırınların İkinci Dünya Savaşı radar sistemlerinden esinlenilerek icat edilmeleri bir örnekken, bugün hayatlarımızı değiştiren “internet”, askeri iletişim için kurulan ARPANET ve MILNET ağlarının bir evrimi olarak ortaya çıktı.

Ordu ve teknolojinin ilişkisi çok kuvvetli ve bu değişmeyeceğe benziyor. Teknoloji geliştikçe sağladığı kabiliyetler de artıyor. Alan ordu olduğunda ise bu daha fazla yıkım gücü anlamına geliyor. Bu durum, Wright Kardeşler gibi mucitleri etik açıdan sıkıntılı bir pozisyona düşürüyor. Ya icadınız yıkım için kullanılırsa? Bu sizi suçlu kılar mı? Bunun olmasını engelleyecek önlemler alabilir miydiniz?

Bu soruları yanıtlamaya çalışan ve teknolojinin insanlığın kolektif yararına geliştiğinden emin olmak isteyen Elon Musk’a ve yeni projesi OpenAI’ye kulak vermeli.

Açık kaynaklı yapay zeka

Yapay zeka insanlık için her zaman büyük bir merak konusu, Isaac Asimov, Arthur C. Clark ve Stanley Kubrick gibi sanatçılar için ise ilham kaynağı oldu. Bugün ise çağımızın birçok dehası endişeli. Stephen Hawking, Steve Wozniak ve Elon Musk’ın aralarında bulunduğu binlercesi, yapay zeka araştırmalarını yalnızca “iyilik” için gerçekleştirilmesi gerektiğini savunan açık mektuba imza attılar.

Musk mektubun tek başına yeterli olacağına inanmıyor ve yapay zekanın kaderinin doğru yönde ilerlediğinden emin olmak için yeni bir hamle yaptı. ABD’nin ünlü kuluçka merkezi Y Combinator’ın kurucusu Sam Altman ile omuz omuza veren Musk, OpenAI isimli yapay zeka AR-GE organizasyonunu kurdu.

Tıpkı Tesla otomobil tasarımları gibi, OpenAI teknolojisi isteyen herkesin kullanıma ücretsiz ve açık olacak. Halihazırda Facebook ve Google da yapay zeka odağında açık kaynaklı projeler gerçekleştiriyor fakat Musk bunlara da şüpheci yaklaşıyor: “Zaman geçtikçe insan zekasından daha üstün bir şeye yaklaşıyoruz. Google’ın bunun ne kadarını paylaşacağına dair soru işaretleri var.”

Peki teknolojinin açık kaynaklı hale getirilmesi istismarını kolaylaştırmaz mı? Musk ve Altman bunun olası olduğunu kabul etmekle birlikte, iyilerin kötülere ağır basacağını umuyor. Bunun doğruluğunu zaman gösterecek fakat kesin olan bir şey varsa o da OpenAI’nin yapay zekanın George Orwell’ın “Big Brother”ı gibi tek bir odakta toplanmasını engelleyeceği.

Teknolojinin durdurulamaz gelişimi

Tüm teknolojilerin üzerinde birbirinden bağımsız grupların çalıştığı gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Eğer Wright Kardeşler uçmayı denemeseydi, başkası deneyecekti. Yapay zeka çalışmalarında da benzer bir durum söz konusu. Sayısız araştırmacı, organizasyon, firma bu teknoloji üzerinde çalışıyor ve kimileri onu etik olmayan şekillerde kullanacak.

Musk, yapay zeka alanında gösterdiği yaklaşımı elini attığı tüm projelerde uyguluyor. Yeni bir şey geliştir, iyileştir ve diğerlerinin ortaya çıkan temel üzerinden yeni şeyler yapmasına izin ver. Bu yaklaşımla bir nevi icatlarının negatif yan etkilerinden sıyrılabiliyor. OpenAI, yapay zekanın toplumun avantajına evriltecek insanlara bir şans veriyor. Öteki türlü yapay zeka da birçok teknoloji gibi bir veya birkaç firmanın avantajına evrilirdi. Teknoloji öyle ya da böyle geliyor. Onu açık kaynaklı hale getirmek ise iyilere erkenden hamle yapma şansı tanıyor.

Musk ve Altman, New York Üniversitesi, UC Berkeley, Stanford, Carnegie Mellon, Amsterdam Üniversitesi’nden araştırmacıları ve bazı eski Google ve Microsoft mühendislerini OpenAI üzerinde çalışmaya ikna etti. Altman’a göre bu insanları projeye çeken şey, yapacaklarının küresel erişilebilirliğe sahip olacak olması: “İşe aldığımız insanlar işlerinin açık kaynaklı ve paylaşılabilir olmasını seviyor.”

OpenAI’ye katılan araştırmacıların büyük bölümü yapay zeka alanında deneyimli ve bu sayede projeye iyi bir başlangıç şansı veriyor. Bu nedenle, OpenAI’yi toy bir proje olarak görmemek gerekiyor.

OpenAI gerçekten işe yarayabilir

Özel firmalar sırlarını korumak zorundayken, OpenAI’nin açık kaynaklı modeli sayesinde ekibin dışından araştırmacılar da projeye destek verebilecek. Araştırmacılar, teknolojinin kâr amacı gütmeyen yanları üzerinde çalışarak kendilerini geliştirme ve ufuklarını açma şansı da yakalayacak. Hiçbir ücret veya izin gerektirmeksizin çalıştırma, araştırma, dağıtma ve geliştirme özgürlüğü, açık kaynağın mihenk taşını oluşturuyor. Linux en ünlü açık kaynaklı proje olarak, modelin başarılı olabileceğinin en iyi örneğini teşkil ediyor. Dünyadaki süper bilgisayarların yüzde 99’u, web servislerinin yüzde 37’si ve mobil cihazların yüzde 54’ü (Android üzerinden) Linux ile çalışıyor.

Hizmet olarak yazılım sunan SaaS girişimlerinin açık kaynaklı yapay zekadan kazanacağı çok şey var. Fırsatlar özellikle müşteri hizmetleri ve derin öğrenme alanlarında yoğunlaşıyor. Müşterilere yardım eden ve trendleri öngören yazılımlar önümüzdeki birkaç yılda standart haline gelecek. Girişimler, OpenAI ekibinin es geçtiği spesifik alanlarda yapay zekayı geliştirebilir. Yapay zekanın bu tarz verimli ve üretken kullanım senaryoları tam olarak Musk’ın istediği şey.

Sonsuz savaşın yeni cephesi

Wright Kardeşler’den Orville, icadının devasa hava savaşlarında ve aralarında Hiroşima ile Nagasaki’nin de bulunduğu bombalama saldırılarında kullanıldığını görecek kadar yaşadı. Orville şapkasını önüne koyup hislerini şöyle açıklıyordu:

“Ateş hakkında ne hissediyorsam uçaklar için de aynılarını hissediyorum. Ateşin yol açtığı tüm yıkımlardan dolayı pişmanım fakat birisinin nasıl ateş yakıldığını keşfetmesinin insan ırkı için iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Böylece ateşi binlerce yararlı yerde kullanmayı öğrendik.”

Ateş, elektrik, uçak, robot veya yapay zeka. Hepsinin avantajları olduğu gibi tehlikeleri de söz konusu. Bu durumun kaçınılmazlığını kabul edip, tartıyı yararlı senaryolar lehine çevirmeye çalışmak ise saygı duyulası fakat riskler içeren bir taktik.

Yapay zeka iyi ve kötü ideal tiplerin kozlarını paylaşacağı sonsuz cepheden yalnızca bir yenisi olacak. Elon Musk fitili ateşledi, yapay zekanın ne yönde gelişeceğine hep birlikte şahit olacağız.

Yorum Bırak