Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

GBA | 16 October 2018

Scroll to top

Top

Yorum Yok

Endüstrileri Dönüştüren Model: Paylaşım Ekonomisi

Endüstrileri dönüştüren model paylaşım ekonomisi

Paylaşım ekonomisi dünyanın her yerinde gündemde olan bir akım. Konaklama ve ulaşım ile başlayan paylaşım ekonomisi trendi, teknolojinin gücünü de yanına alarak kişisel ile profesyonel arasındaki çizgiyi silikleştirdi ve her şeyin hizmete dönüşebileceği bir geleceği gözler önüne serdi.

Kişiden kişiye kiralama pazarı tek başına 26 milyar dolar hacme sahip. Yatırımcılar, paylaşım ekonomisi şirketleri ile daha da ileri taşınan bu pazarın büyük potansiyelinden haberdar. Airbnb’nin 10 milyar dolar değerlemesi, özünde bir paylaşım ekonomisi girişimi olan Uber’in dünyanın en değerli özel şirketi olması bunun en güncel kanıtlarından.

Paylaşım ekonomisi şirketlerinin başarılarının ardında, insanlara bir hizmeti yaygın kanalları sunduğundan daha kaliteli ve aynı zamanda daha uygun veya benzer fiyatlardan sağlaması. Teknoloji ise bu hizmetlere ulaşımı hiç olmadığı kadar kolaylaştırarak, paylaşım ekonomisinin endüstrileri değiştirmesini mümkün kılıyor.

Gelgelelim paylaşım ekonomisi her pazarda uygulanabilir bir model değil. Başarı şansı olan bir model oluşturmak için birkaç olmazsa olmazın bir araya gelmesi gerekiyor.

Bir sorun lazım…

Paylaşım ekonomisinin en iyi çalıştığı alanlara bakarsanız (konaklama ve ulaşım gibi), büyük bir müşteri memnuniyetsizliğinin söz konusu olduğunu görebilirsiniz. Modelin nemalanacağı memnuniyetsizlik, fiyat veya hizmet kalitesinden kaynaklanıyor olabilir. Bu açıdan baktığımızda, trendin mottosunun “çalışıyorsa kurcalama” olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çoğu pazarda müşteriler mevcut durumdan memnundur ve buraları paylaşım ekonomisi ile dönüştürmek, istenen kullanıcı katılımını yakalamak zordur.

İyi bir paylaşım ekonomisi modeli kurgulamak için, insanların her gün karşılaştığı bir sorunu ‘hack’lemek, bunun için de önce bir sorun bulmak gerekiyor. Böylece insanların haftada birkaç kez kullanacakları bir hizmetin temelleri atılabilir.

Ulaşım alanındaki ‘sorunu’ hepimiz tecrübe ettik. Uber ve BiTaksi gibi girişimlerden önce, birçok büyük şehirde taksi taşımacılığını övmek pek mümkün değildi; kredi kartı ile ödeme yapamamak, artık her alanda başlı başına bir sorun haline gelen nakit ödeme mahkumluğu, hoş olmayan seyahat deneyimi ve kimi taksicilerin diğer meslektaşlarının iyi çalışmalarını gölgeleyen davranışları sorunların başında geliyordu.

Paylaşım ekonomisi servisleri, ulaşım alanında hizmetin kalitesini artırdığı gibi, dijital ödeme ile para alışverişini ortadan kaldırıyor ve neredeyse her serviste bulunan puanlama sistemi ile kullanıcının kendini rahatsız durumların içerisinde bulmasını önlüyor.

Odak noktası kullanıcı deneyimi

Paylaşım ekonomisi uygulamanızın harika görünmesi bir artıdır ve bunu yapmak için işinin ehli bir tasarımcı bulmanız yeterlidir. Fakat işin önemli olan kısmı çevrimdışı olarak yaşanır ve işte asıl bu kısım mükemmelleştirilmesi zor olandır. Günün sonunda kullanıcıların hatırladığı şey, istedikleri hizmeti kullanmalarını sağlayan butonun nasıl göründüğünden ziyade, butonun onlara getirdiği deneyimdir.

Paylaşım ekonomisi modelinde kalite ve güvenlik riskleri yüksektir çünkü hizmeti veren sağlayıcı bir marka veya profesyonel değildir. Bu nedenle, çevrimdışı hizmetin denetlenmesi, kullanıcılarını memnun edecek, güvende hissettirecek ve istikrarlı olması kritik önem taşıyor; özellikle paylaşım ekonomisi markanızın ilk dönemlerinde, insanlar kulaktan kulağa tavsiyelerde bulunduklarında.

Verdiğiniz hizmetin markası, kültürü olgunlaşana ve kullanıcılardan aldığınız geri bildirimler istediğiniz olumluluğu yakalayana kadar (ki bunlar doğrudan bağlantılıdır), paylaşım ekonomisi modelinize dahil olacak tüm sağlayıcıları dikktle seçmenizde ve denetim altında tutmanızda fayda var. Bir paylaşım ekonomisi modeli için kapılarını tüm sağlayıcılara açmak ve seçimi insanların yapmasını mümkün kılmak cezbedici bir fikir olabilir fakat yaşanan birkaç kötü deneyimin kulaktan kulağa yayılarak viral olması, markanızı içinden çıkılması güç bir duruma düşürebilir. Örneğin, Hindistan’da bir Uber yolcusunun tecavüze uğraması, şirketin ülkedeki imajını düzeltilemeyecek şekilde yaraladı.

Hizmet kalitesine verdiği önemle ünlenen bir diğer paylaşım ekonomisi girişimi Lyft, başvuran sürücüleri değerlendirirken kendine “Bu kişiyi lüks bir otelin resepsiyonunda görevlendirebilir miydim?” sorusunu soruyor.

Bir paylaşım ekonomisi modelinin çalışmasını mümkün kılan insanlar arasındaki etkileşim ve topluluk oluyor, teknoloji değil. Bu sistemde teknoloji yalnızca bir araç, işlevi ise hizmetin daha kolay ve daha iyi bir şekilde sunulmasını sağlayabilmek.

Yasaları göz ardı edemezsiniz

Paylaşım ekonomisindeki en büyük zorluklardan birisi düzenleyici yasalar. Yasalar kimi durumlarda kurguladığınız hizmeti ideal şekliyle vermenizi mümkün kılmayabilir ya da topyekün bu yeni hizmetin verilmesini yasaklayabilir. Türkiye’deki şartlar paylaşım ekonomisi modelleri için olumluyken, bu pozitif durumun regülasyonların profesyonel bir biçimde ele alınmasından değil, çok gevşek bırakılmasından kaynaklandığını belirtmekte fayda var.

Regülasyonları görmezden gelen firmaların başarı hikayesi yazdığı görülmüş şey değil. Başlayabilirler fakat iş bir yerde devlet ile dirsek dirseğe çalışıp tüm taraflar için kazan-kazan ilişkisi kurmaya gidecektir. Eğer bir regülasyonun sizin paylaşım ekonomisi modelinizi kapsayacak şekilde genişletilmesini isterseniz, regülasyonda değişiklik yapılmasını talep etmeden önce kullanıcılarınızdan bu konuda destek istemeyi unutmayın. Eğer değişikliği isteyen sizseniz, bunun gerekli olduğunu kanıtlamak da size düşer.

Yasaların teknolojinin dönüştürdüğü günlük yaşama ayak uydurması için değişmesi gerekir. Örneğin Kaliforniya araç paylaşım girişimleri ile bir araya gelerek endüstrinin önünü açacak yeni bir regülasyon tasarlayan ilk yönetim olarak iyi bir örnek teşkil ediyor. Tabii ki bu konuda ilk adımı atması gereken devlet değil, değişime ihtiyaç duyulduğunu gören girişimlerdir.

Paylaşım ekonomisi ucuz bir iş değil

Çok az sermayeye ihtiyaç duyduğu ve iyi bir kod ve tasarımın yeterli olduğu paylaşım ekonomisine dair genel yanlış anlamaların başında geliyor. Airbnb, Lyft ve Uber üçlüsü işlevsel kalabilmek ve büyüyebilmek için yüzlerce milyon dolar yatırım aldılar. Daha küçük ölçekte düşünürsek, girişimcinin paylaşım ekonomisi modelini kurmak, başlatmak ve hizmetini pazara dahil etmesi için sermayeye ihtiyacı var.

Bu düşüncelerin neden doğruluktan uzak olduğunu kanıtlamak için bir paylaşım ekonomisi modelinin geçmesi gereken süreçlere kısaca göz atmakta fayda var.

Erken dönemlerde girişimlerin odaklanması gereken bir sorunu çözmüş olmak ve hizmeti en ideal şekilde sağlamak. Çoğu senaryoda modele dahil olan en iyi sağlayıcıları desteklemek ve onların sadakatini kazanmak önemli bir detay. Uber ve Lyft, talebin yeterli olup olmayacağını kestiremedikleri durumlarda sürücülere ücret ödeyerek eforlarını anlamlı kılma yoluna gitti. Öte yandan, paylaşım ekonomisi modelleri görece yerel çapta işlediğinden, yerel pazarlama kampanyalarına önem vermelisiniz. Modelinizi bir şehir veya bölgede çalıştırdıktan sonra sıra yeni bir şehre geçmeye gelir. Bu süreç sıfırdan bir firma kurmaya benzer.

Paylaşım ekonomisi girişimlerinin şanslı olduğu nokta ise yetenek avının teknoloji gibi endüstrilerdeki kadar zor olmaması. Gelgelelim, işin yapılması için gerekli olan uzmanlık daha geniş çaplı ve çeşitlidir (yerel pazarlama, lojistik, pazar uzmanları ve lobicilik gibi). Uygulamanızı geliştirmek pek maliyetli olmayabilir fakat istikrarlı yüksek kaliteli hizmet vermek ve bunu birden fazla bölgede yapmak kesinlikle maliyetli bir iş.

Birçok paylaşım ekonomisi firması küresel çapta başarıya koşarken, girişimcilerin hangi işlerin bu model ile ele alınabileceğine dair araştırmaları da devam ediyor. Bu model için henüz doygunluktan bahsetmek mümkün değil, aksine her şey daha yeni başlıyor.

Yorum Bırak